" Pamuk Prenses'e tecavüz eden 7 Cüceden biriyim ! "

14 Nisan 2013 Pazar


Tanrılar Çıldırmış Olmalı

ve Tanrılar Çıldırdı sonunda. 
Her şeyi karartıp ruhlarımızda ki, ölümü saldılar dört bir yana 
Ölemeyeceğini düşünen saf aşk
, yığılıp kaldı umutların ardında. 
Kimsenin kalmadığı sokaklarda yalnızlık volta attı karanlıklara. 
Karanlık kararttı içini, Kara bir duman gibi sinsice sardı kuytuları 
Ne mum kaldı etrafta titreyen ne de etrafında pervane. 
Sessizliği besleyen zebaniler, çığlıklarını gizlediler bizden. 
Sinsice çıldıran Tanrılar, hançerlediler her birimizi kalplerimizden 
Kanamadıkça kalplerimiz Kahpeliğe, gözleri döndü birden. 
Her şeyden geçip, aşkımızı aldılar ellerimizden. 
Kaldık ruhsuz bedenlerin içinde, sahteden. 
Nefes almadan yaşamak, mutlu olmadan gülmek ve 
ve Yaşarmış gibi sahteden ağlamakların içinde 
Çıldırmış Tanrıların hizmetinde, yaşıyoruz gizliden
.

9 Nisan 2013 Salı


Şimdi öyle zor ki sensiz yarınlara gömülmek

Sustum artık, küfretmez dilim. Sessizim tüm gecelere
Sensizliğe haykırışlarım dindi ! Karanlığım gündüzlere
Sonsuzluğa bakan gözlerim kapalı, körüm tüm görülenlere
Sensiz, ruhumun hasret kokusu

Munzur bir çocuk gibi tenimin buğusuna adını yazardı içimdeki bu sevda, içimi ısıttığında aşkın
ama Şimdi damağımdan yakalamış birkaç soru işareti var, bizden geriye kalan.

Anlamaz kimse, haykırsam
Duymaz kimse, anlatsam
Bilmez kimse, göstersem
Görmez kimse, ölsem

Yaprak yaprak dökülür toprağıma göz yaşlarım.
Köklerim çürür yavaş yavaş, nemli topraklarım.
Kendi mezarımı kazdım.
Bembeyaz kefenime sarılırım.

Şimdi öyle zor ki sensiz yarınlara gömülmek…
Yitirdiğim kaç gün var sensizliğe uyanmam gereken ?

5 Nisan 2013 Cuma


Uçurum!
Üstü bulut.
ve Saydım;
Altı ayrı umut...

Bir : Ellerin dizginler , içimde savaşan deliyi.

"Yamaca tutunmuş bir hanım eli.
Korkuma dizgin teni...
Dibine ne kadar uzak olsam da, içine çek beni!
Bırakma..."

İki : Gözün, ayrı ayrı öptüğünde ruhumu.

"Gözlerin kadar derin, hemen ardında...
Bulutlar, el yordamında.
Hatırlayamadığım bir deyim, sanki aklımda.
Bulut altı derin..."

Üç : Ses(siz) harf aklıma geldiğinde, 

"Söz verilmiş bir  özlem bu, yazılmaya.
Gücü yetmez! dilin susmaya...
Sesine denk yelin, bulutları dağıtmaya.
Unutma..."

(D)Ört : Saçlarını yüreğimin sancısına...

"Ne zaman düşsem, uçuruma.
Saçlarına tutunur ruhum, ucu ucuna...
Yüzüm yâr'in bir yüzüne dokunsa,
Bir buğse kondurur saçların dudağıma..."

(B)Eş : Kokun, mutluluğun ahengine.

"Öyle eser ki önümden trafik,
Damağıma siner her bir renk...
Ruhum, tadına doyamadığım rengine aşık.
İntihara meğillenir nefesim, giderek..."


Altı, : Gülüşün kadar sıcak tenimin...

"Derin...
Derim...
ve Uçurum kenarında evim.
Baş ucunda beklerim..."


31 Mart 2013 Pazar


Pi.



Tecavüz ettiğim umutların piçlerini emziriyorum,
Rutubetli bir mevsimde....
Öfkem; 
Tenimi taciz eden mavi sülüğe! 
ve Mevsim, kanım kadar düşman sessizliğe. 


Çığlıklar atan rüyalar kadar keskin dişi, umutların. 
"Kana susamışlar." dersin. 
Öyle nefret yüklü bulutlardan bakmayın bana! 
Tecavüze meyilliyse zihnim, 
Suç kimin ? 


Tenime aç, yeşil sülük bile, eşeysiz sevişmelerde... 
Renk gelmiş fantazilerine'de. 
Hep mi piç kalır bu umut... 
Büyüsene!


(- Uyusun...)

25 Mart 2013 Pazartesi


"Kimse yazmıyor mu?"

-Mürekkep kanser olmuş!

Kalemler kırılmış,
Kâğıttan gemiler sessiz dehlizlerde,
Bilinçsizce sürükleniyordu.
Bir kaptan, gök gürültüsüyle karışık,
Rüzgâr uğultusuna benzer bir melodi yükseliyordu...

"Kimse duymuyor mu?"

-Piyanolar dişlerini dökmüş!

Teller kopmuş,
Keçeden dudaklar kuyruk karanlığında,
Sessizce öpüşüyordu.
Biz, oryantal bir dans kıvraklığında,
Yoksul bir sükûnet eşliğinde ebruyu şekillendiriyordu...

"Kimse görmüyor mu?"

-Fırçalar tüylerini dökmüş!

Kenevir köklenmiş,
Kendinden geçen portreler ayaklar altında,
Acıyla inliyordu.
O minyatür, gölgesiyle barışık,
Ölümsüzlüğü andıran bir savaşçıyı andırıyordu...

"Kimse hissetmiyor mu ?"

24 Mart 2013 Pazar


... Sonra öldüm.
ve Yeşile döndüm...
Çiçeğe meze, ağaca can oldum.
Düştüm!
Nefesimi toprağa örttüm.
Yağan yağmurun titrettiği, düşlerim...
...derken sızdım.
Çatlak hayatım...
Bulutların üstünde süzüldüm.
Sonra yeniden düştüm.
ve Birden alev aldım, yandım.

Önce bir kuş doğdu külümden,
Kalan, toz ve duman...
Sonra kuş uçtu, dalımdan.
ve Taşa kestim, yalnızlıktan.
Bir dağ,içi bomboş olan.
... derken içime çöktüm, öfkemden!
Gürledim ve yağdım birden.
Acılar tuttum yaralarımın arasından...
Kanı aktı ellerimden.
Sonra umutlar yüzdürdüm içimden.
Ölümler bağladım yelkenlerine, geçmişimden...
Topraksız mezarlık oldu rüyalarım, birden.

...ki ben, kendim yazdım taşıma, alın yazımı.
Sonra sildim adımı. 
Kırdım zincirimi!
ve Elburz'a kurdum tahtımı.
Önce Simurg'den çaldım zırhımı,
Kendimle yaptım, en çetin savaşımı!
...derken kaçırdım aklımı....

ve Beyaza döndüm.
Kışa örtündüm.
Geline sarıldım...
Ölüme süründüm.
ama Önce renklerimi gömdüm.
Sonra sözümü tuttum!
Balonlara üfledim...
Ondan uçar bazıları, hatırlarım.


"Şairin lafına güven olmaz.
Kim bilir, aklı hangi masalda şimdi..."


23 Mart 2013 Cumartesi


Birazdan

Kahreden bir dua dilimde
Senli hayaller zihnimde
Damarlarıma zerk ettiğin umut, içimde!
Birazdan hayallere karışır, sevginde

Sessiz yalvarışlar, içim içim çınlar!
Titrek mum alevi umutlar,
Boynumda ateşten yular
Birazdan zapt eder ruhumu intihar.

Öyle sessizdi ki ölümlerim, gidişlerim kadar ansız. 
Belli belirsiz anlamlar taşıyan ruhum, 
Kendine isyan edip kaçar bedenimden 
ve Terk edilmiş bir virane sessizliğinde kalır

Öyle ki;

Tam eşiğindeyim bugün, birazdan çarpar yüzüme intiharlar