" Pamuk Prenses'e tecavüz eden 7 Cüceden biriyim ! "

31 Mart 2013 Pazar


Pi.



Tecavüz ettiğim umutların piçlerini emziriyorum,
Rutubetli bir mevsimde....
Öfkem; 
Tenimi taciz eden mavi sülüğe! 
ve Mevsim, kanım kadar düşman sessizliğe. 


Çığlıklar atan rüyalar kadar keskin dişi, umutların. 
"Kana susamışlar." dersin. 
Öyle nefret yüklü bulutlardan bakmayın bana! 
Tecavüze meyilliyse zihnim, 
Suç kimin ? 


Tenime aç, yeşil sülük bile, eşeysiz sevişmelerde... 
Renk gelmiş fantazilerine'de. 
Hep mi piç kalır bu umut... 
Büyüsene!


(- Uyusun...)

25 Mart 2013 Pazartesi


"Kimse yazmıyor mu?"

-Mürekkep kanser olmuş!

Kalemler kırılmış,
Kâğıttan gemiler sessiz dehlizlerde,
Bilinçsizce sürükleniyordu.
Bir kaptan, gök gürültüsüyle karışık,
Rüzgâr uğultusuna benzer bir melodi yükseliyordu...

"Kimse duymuyor mu?"

-Piyanolar dişlerini dökmüş!

Teller kopmuş,
Keçeden dudaklar kuyruk karanlığında,
Sessizce öpüşüyordu.
Biz, oryantal bir dans kıvraklığında,
Yoksul bir sükûnet eşliğinde ebruyu şekillendiriyordu...

"Kimse görmüyor mu?"

-Fırçalar tüylerini dökmüş!

Kenevir köklenmiş,
Kendinden geçen portreler ayaklar altında,
Acıyla inliyordu.
O minyatür, gölgesiyle barışık,
Ölümsüzlüğü andıran bir savaşçıyı andırıyordu...

"Kimse hissetmiyor mu ?"

24 Mart 2013 Pazar


... Sonra öldüm.
ve Yeşile döndüm...
Çiçeğe meze, ağaca can oldum.
Düştüm!
Nefesimi toprağa örttüm.
Yağan yağmurun titrettiği, düşlerim...
...derken sızdım.
Çatlak hayatım...
Bulutların üstünde süzüldüm.
Sonra yeniden düştüm.
ve Birden alev aldım, yandım.

Önce bir kuş doğdu külümden,
Kalan, toz ve duman...
Sonra kuş uçtu, dalımdan.
ve Taşa kestim, yalnızlıktan.
Bir dağ,içi bomboş olan.
... derken içime çöktüm, öfkemden!
Gürledim ve yağdım birden.
Acılar tuttum yaralarımın arasından...
Kanı aktı ellerimden.
Sonra umutlar yüzdürdüm içimden.
Ölümler bağladım yelkenlerine, geçmişimden...
Topraksız mezarlık oldu rüyalarım, birden.

...ki ben, kendim yazdım taşıma, alın yazımı.
Sonra sildim adımı. 
Kırdım zincirimi!
ve Elburz'a kurdum tahtımı.
Önce Simurg'den çaldım zırhımı,
Kendimle yaptım, en çetin savaşımı!
...derken kaçırdım aklımı....

ve Beyaza döndüm.
Kışa örtündüm.
Geline sarıldım...
Ölüme süründüm.
ama Önce renklerimi gömdüm.
Sonra sözümü tuttum!
Balonlara üfledim...
Ondan uçar bazıları, hatırlarım.


"Şairin lafına güven olmaz.
Kim bilir, aklı hangi masalda şimdi..."


23 Mart 2013 Cumartesi


Birazdan

Kahreden bir dua dilimde
Senli hayaller zihnimde
Damarlarıma zerk ettiğin umut, içimde!
Birazdan hayallere karışır, sevginde

Sessiz yalvarışlar, içim içim çınlar!
Titrek mum alevi umutlar,
Boynumda ateşten yular
Birazdan zapt eder ruhumu intihar.

Öyle sessizdi ki ölümlerim, gidişlerim kadar ansız. 
Belli belirsiz anlamlar taşıyan ruhum, 
Kendine isyan edip kaçar bedenimden 
ve Terk edilmiş bir virane sessizliğinde kalır

Öyle ki;

Tam eşiğindeyim bugün, birazdan çarpar yüzüme intiharlar

Hayat

Hayat işte bu, gel gitlerde.
Cebimde isyanlarım, boynum da küfür . 
Bileklerim sevgi ile sarılı . 
Ağzımda bir aşk tohumu. 
Tadı ha bitti ha bitecek.

Uykusuzluğumun Gözleri

Bütün gece içmişim, 
Ne bulduysam. ( ? )
Bütün gece
Bir yandan içtiklerimi ağlamışım.

Bütün gece oturmuşum, 
En yakınlarımla.
Hüzün, 
Umut, 
Aşk, 
Nefret, 
Kin.
Bayağı bir kalabalık! 

Sanki, hepsinin yerine ben içmişim…
Şimdi gecenin c
eremesini çekiyorum.
Başım zonkluyor, 
Zeus olsam da Athena'yı doğursam. 

Vurun bir balta başıma, 
Ne fark eder Zeus olmasam!

şimdi 
her yer kırmızı sanki, 
uykusuzluğumun gözleri

22 Mart 2013 Cuma



Cani


Kana susamış bir cani edasıyla kestim sakallarımı,
Elime aldığımda usturayı.
Oysa seyrektir saçım sakalım.
Biraz yaşlandım
ve Alnım açık,
Boynum dik!
Ödenmesi gereken bedeli ödedim!
Ve
Ücretini almış fahişe havasıyla, uzandım hayatın kollarına,
Saatler durduğunda...



Umut

 sonuna nokta ( . ) koyamadığım cümlelerim kadar kısaydı " Hayat ", 
öyle ki düşünmeye yorduğum düşüm bile buz tutar dünümde 
ve Yarınlara yorulmuş bir rüya şimdi " Umut " .


Acizliğe gebe gece

Aniden kararmaz, umutlar.
Önce uyanır rüyalar.
Sessizce açılır kapılar,
Acizliğe gebe gecelere

Üşüyen bedenler ve titreyen sesler çalar, ritmini gecelerin.
Karanlığıma sahip zebanilere yalvarışlarım, yaklaşmayın
Acizliğe gebe gece ve sancılarım sahipsiz!
Gün doğmalı artık, kefaletsiz


Ah' etmeyen, aksine Met' eden bir yargıyla sahiplenmeli Hayat!

ve Yok etmeli umutlar tüm bedenleri
Sığınaksız yakalanmalı dünlere.
Kaçırmalı gözleri uzak şehirlere

Acizliğe gebe son bir gece!
Hayaller kurmalı delice.
Kokunu bırakıp çıkmalısın, vakit gelince
Beklenmeyen yollar var, kat edilmeyi bekleyen geride.

Susmaya vakit yok!
Geceye ışık yok!

21 Mart 2013 Perşembe


Beden

İnsanlardan uzak,
Kendimden uzak,
ve Daha da önemlisi Tanrıdan uzak
Bir noktada ölmek isterken,
Aklımdan geçenlere çiğ düşüyor…

Düşlerim titrediğinde,
İnsanlığıma tecavüz eden yüzlere, çarpıyor kalbim…
Sessizliği tadan dilimin uyarılarını bilinç altı eden zihnim,
Tercümesiz kalan, unutulmuş bir uygarlık
 .
ve Alnımda keşfedilmemiş bir yazıt!

Şimdi, intihara teşebbüs eden ellerimi inkar eder gözlerim…
Yaşamın en karanlık yerlerine süzülse de gözlerimdeki ışık,
İçim de ki umut karanlık…
Bakma, tarafsızım aslında yaşananlara
ama Susmasını bilmeyen tenim, zehrini kusar kuklalaşmış yaşamlara…

Uzak...

Ruhuma tuzak bedenime hayat .

20 Mart 2013 Çarşamba


Sessizlik…

Nasıl söyleyeceğimi bilemediğim bir şey dolandı dilime, bende kestim!
Hepsine şahit, küçük dilim…
Nefesim cümle kurmaya yetmeyince,
Kelime kelime, harf harf döküldü içim.
Dudaklarıma yapışan adın,
Kenarından süzülen “ Seni seviyorum.”larından kopup düşünce
Kustum,
Bilinçsizce yuttuğum şarkıyı ;..

Sen ,
Çıldırmış şairlerin
Titreyen mısralarında bahsettiği
O
Peri’sin…

Sessizlik”, işte aramızdaki fark sevgili…

Periler, ölürken özür diler…”miş…
Melekler ise sessizce yitip gider.

Sessizliğe düşeli çok oldu be sevgili!

Yanmış kanatların kokusu sardığında sessizliği,
Dokunduğun tenim,
Pul pul döker izlerini.
Ah…
Ah! Be sevgili!
Ben sana öyle derinden sevme demedim mi ?
Bak!
Şimdi öyle derin ki Sedefim, delik deşik bedenim…
Fizik kurallarına uymaz kanım, içime kanarım..
Aldanırım,
Yürek diline…
Her seferinde.

Söylenemeden pıhtılaşan sözlerin yüzdüğü,
Kanımda boğulur ruhum, içimde…

Ama Bosco’nun da dediği gibi;

Söylemeliyim…
Çok kan kaybettim.

Sessizlik kadar cansız şimdi bedenim, sevgili…

Sararıp dökülmüş sayfalar dolusu hatıra var,
Bilinç altımda.
Özneleri çürüyüp zihnime yapışmış,
Hiç biri gizli kalıp, kurtulamamış.
Şimdi hepsi cansız…
Sıfatsız,
Hayallere kapılıp, aklımdan çıkanlara ise kefenler biçtim!
Ah.
Ah be sevgili…
Seni öldürende hangi zaman kipi öyle ?
Ya adının boynuna bağlanıp, sessizliğe atılmış ,
Mezar taşına kazınan dua ?

“ Sen ‘O’na değer ver Rabbim…”

Sus


Sus!!!
Tut dilini
 .

Dilin ki çatal,
Dilin ki keskin bıçak
 .

Sözünü tut!
Çiğne
ve Yut.

Hayat!




Eline sağlık Tanrım .
Bana hazırladığın Hayat, pek bir leziz
 ...
öyle ki Bir lokmada yedim
 .
Bak, geriye bir tek kırıntıları kaldı!
Bunları da yaşamasam,
Arkamdan ağlarlar mı ?

Elma !




" Demedin  " deme !
Dedim

Hem de, öyle çok dedim ki,
Suyu çıktı işte

Çocuk oyunu oldu hayat

Yerden o kadar yüksek ki umutlar,
Taş atıp düşürsem, paramparça olurlar

Bırak kalsın

Her şey, hayalinde güzel

Dedim!
Bir umut, dedim

Önüm arkam,
Sağım solum
Hep soğuk

Ne yana bir adım atsam, senden daha uzak

Nefesim yetmez inan

Adını haykırıp sana koşmaya

Biraz, yaklaş

Dedim

" Bir şeyi yüz kere söylersen, olur
 " inancıyla, defalarca
En güzel,
En sıcak,
En içten
Sözlerimi söyledim sana
ama Sana gelene kadar anlamını yitirdiler,
Sanırım

Oysa, senin avuçlarına bırakmıştım kalbimi

Kime sorsam " Kimde ? " diye, doğru tahmin etti

Sen, ne kabul ettin ne de geri verdin

" Sende
 "
dedim,
Vermedin

Gelmedin

Madem gelmeyecektin, gözlerimi çözseydin !