" Pamuk Prenses'e tecavüz eden 7 Cüceden biriyim ! "

23 Mart 2013 Cumartesi


Hayat

Hayat işte bu, gel gitlerde.
Cebimde isyanlarım, boynum da küfür . 
Bileklerim sevgi ile sarılı . 
Ağzımda bir aşk tohumu. 
Tadı ha bitti ha bitecek.

Uykusuzluğumun Gözleri

Bütün gece içmişim, 
Ne bulduysam. ( ? )
Bütün gece
Bir yandan içtiklerimi ağlamışım.

Bütün gece oturmuşum, 
En yakınlarımla.
Hüzün, 
Umut, 
Aşk, 
Nefret, 
Kin.
Bayağı bir kalabalık! 

Sanki, hepsinin yerine ben içmişim…
Şimdi gecenin c
eremesini çekiyorum.
Başım zonkluyor, 
Zeus olsam da Athena'yı doğursam. 

Vurun bir balta başıma, 
Ne fark eder Zeus olmasam!

şimdi 
her yer kırmızı sanki, 
uykusuzluğumun gözleri

22 Mart 2013 Cuma



Cani


Kana susamış bir cani edasıyla kestim sakallarımı,
Elime aldığımda usturayı.
Oysa seyrektir saçım sakalım.
Biraz yaşlandım
ve Alnım açık,
Boynum dik!
Ödenmesi gereken bedeli ödedim!
Ve
Ücretini almış fahişe havasıyla, uzandım hayatın kollarına,
Saatler durduğunda...



Umut

 sonuna nokta ( . ) koyamadığım cümlelerim kadar kısaydı " Hayat ", 
öyle ki düşünmeye yorduğum düşüm bile buz tutar dünümde 
ve Yarınlara yorulmuş bir rüya şimdi " Umut " .


Acizliğe gebe gece

Aniden kararmaz, umutlar.
Önce uyanır rüyalar.
Sessizce açılır kapılar,
Acizliğe gebe gecelere

Üşüyen bedenler ve titreyen sesler çalar, ritmini gecelerin.
Karanlığıma sahip zebanilere yalvarışlarım, yaklaşmayın
Acizliğe gebe gece ve sancılarım sahipsiz!
Gün doğmalı artık, kefaletsiz


Ah' etmeyen, aksine Met' eden bir yargıyla sahiplenmeli Hayat!

ve Yok etmeli umutlar tüm bedenleri
Sığınaksız yakalanmalı dünlere.
Kaçırmalı gözleri uzak şehirlere

Acizliğe gebe son bir gece!
Hayaller kurmalı delice.
Kokunu bırakıp çıkmalısın, vakit gelince
Beklenmeyen yollar var, kat edilmeyi bekleyen geride.

Susmaya vakit yok!
Geceye ışık yok!

21 Mart 2013 Perşembe


Beden

İnsanlardan uzak,
Kendimden uzak,
ve Daha da önemlisi Tanrıdan uzak
Bir noktada ölmek isterken,
Aklımdan geçenlere çiğ düşüyor…

Düşlerim titrediğinde,
İnsanlığıma tecavüz eden yüzlere, çarpıyor kalbim…
Sessizliği tadan dilimin uyarılarını bilinç altı eden zihnim,
Tercümesiz kalan, unutulmuş bir uygarlık
 .
ve Alnımda keşfedilmemiş bir yazıt!

Şimdi, intihara teşebbüs eden ellerimi inkar eder gözlerim…
Yaşamın en karanlık yerlerine süzülse de gözlerimdeki ışık,
İçim de ki umut karanlık…
Bakma, tarafsızım aslında yaşananlara
ama Susmasını bilmeyen tenim, zehrini kusar kuklalaşmış yaşamlara…

Uzak...

Ruhuma tuzak bedenime hayat .

20 Mart 2013 Çarşamba


Sessizlik…

Nasıl söyleyeceğimi bilemediğim bir şey dolandı dilime, bende kestim!
Hepsine şahit, küçük dilim…
Nefesim cümle kurmaya yetmeyince,
Kelime kelime, harf harf döküldü içim.
Dudaklarıma yapışan adın,
Kenarından süzülen “ Seni seviyorum.”larından kopup düşünce
Kustum,
Bilinçsizce yuttuğum şarkıyı ;..

Sen ,
Çıldırmış şairlerin
Titreyen mısralarında bahsettiği
O
Peri’sin…

Sessizlik”, işte aramızdaki fark sevgili…

Periler, ölürken özür diler…”miş…
Melekler ise sessizce yitip gider.

Sessizliğe düşeli çok oldu be sevgili!

Yanmış kanatların kokusu sardığında sessizliği,
Dokunduğun tenim,
Pul pul döker izlerini.
Ah…
Ah! Be sevgili!
Ben sana öyle derinden sevme demedim mi ?
Bak!
Şimdi öyle derin ki Sedefim, delik deşik bedenim…
Fizik kurallarına uymaz kanım, içime kanarım..
Aldanırım,
Yürek diline…
Her seferinde.

Söylenemeden pıhtılaşan sözlerin yüzdüğü,
Kanımda boğulur ruhum, içimde…

Ama Bosco’nun da dediği gibi;

Söylemeliyim…
Çok kan kaybettim.

Sessizlik kadar cansız şimdi bedenim, sevgili…

Sararıp dökülmüş sayfalar dolusu hatıra var,
Bilinç altımda.
Özneleri çürüyüp zihnime yapışmış,
Hiç biri gizli kalıp, kurtulamamış.
Şimdi hepsi cansız…
Sıfatsız,
Hayallere kapılıp, aklımdan çıkanlara ise kefenler biçtim!
Ah.
Ah be sevgili…
Seni öldürende hangi zaman kipi öyle ?
Ya adının boynuna bağlanıp, sessizliğe atılmış ,
Mezar taşına kazınan dua ?

“ Sen ‘O’na değer ver Rabbim…”